Yetenekli miyim,yetenek miyim?

YETENEKLİ MİYİM, YETENEK MİYİM?

-“Ben yetenekli miyim? “

-“Evet. Herkesin doğuştan gelen özel yetenekleri var. Bazısını çocukluğumuzdan beri bildiğimiz, bazısından ise hiç haberdar olmadığımız bir çok doğal, doğuştan gelen becerimiz var. Bunları zamanla çok çalışarak ve tekrarla güçlendirebilir, ya da zamanla uğraşmayıp köreltebiliriz. Ama günün sonunda hepimizin bireysel yetenekleri var.”

-“Peki ben Yetenek miyim?”

- “Biz bilemeyiz. Siz de bilemiyebilirsiniz. Onu ancak insan kaynakları bilir.”

Doğru. Yetenekli olmakla, şirketlerde özel olarak seçilmiş, yüksek potansiyelli, gelecek için yatırım yapılması planlanan, kariyerini hızlandırmak için gelişim havuzuna dahil edilmiş bir çalışan olmak aynı şey değil. Ne kadar yetenekli olursanız olun, şirkette “yetenek” olmak için başka şeyler gerekiyor.

YETENEK SAVAŞLARI

1997 yılında McKinsey’in ilk defa ortaya attığı “Yetenek Savaşları” kavramını takip eden 15 yıl içerisinde çok detaylı ve zengin bir Yetenek Yönetimi literatürü doğdu. Her türlü inovasyonun, uygulamanın ve rekabet avantajının teknoloji sayesinde kolaylıkla replike edildiği global bir pazarda kolay kolay taklit edilemeyen tek şey yetenekli çalışan.

Düşünecek olursanız beraber iyi çalışan yetenekli bir takımın üretici ve yaratıcı gücü ile rekabet etmenin tek yolu yine aynı düzeyde çalışabilmek. Yeteneğe, yetenekle cevap verebilmek. En doğru kişiyi bulabilmek, markaya çekebilmek, yüksek motivasyonlu çalışmasını sağlamak ve aynı düzeyde uzun süre elde tutabilmek için diğer şirketlerle mücadele demek. Yeteneği rekabet gücüne çevirebilmek için rekabet etmek yani. Steve Jobs’ın dediği gibi A sınıfı olmak için “A sınıfı oyuncularla” çalışmak gerekiyor.

PEKİ ŞİRKETLER YETENEĞİ NASIL TANIMLIYOR?

Şirketlerin yetenekli çalışan tanımı son 15 yılda oldukça olgunlaştı ve netleşti. Bugün hem globalde hem Türkiye’de hemen hemen tüm şirketler aynı tanımı kullanıyorlar.

Yetenek = Yüksek Performans + Yüksek Potansiyel.

Bu formül bize çok önemli ve net bazı mesajlar veriyor:

İlki ve olmazsa olmazı çalışanın bulunduğu seviyede beklentinin üzerinde yüksek performanslı olması. O şart. Saate 120 km aşamayıp , ben aslında yarış arabasıyıma inandırmak zor.

İkinci ama daha önemli olanı Yetenekli çalışanın en büyük özelliğinin yüksek potansiyelli oluşu. Yani iki veya üç seviye daha yüksek pozisyonlarda bile kolaylıkla yüksek performans gösterecek özelliklere sahip olması. Yükseldiği zaman kolay adapte olup, sonuç üretecek, bocalamayacak olması.

Yapılan bir çok araştırma ve çalışmadan çıkan ve çalışanın potansiyelini belirleyen en önemli özellikler ise ilginç:

  • 1 Zihinsel beceri – analitik düşünme ve problem çözme hızı ve becerisi
  • 2 Öğrenme kolaylığı - yeni fikirleri ve soyut kavramları kolay öğrenme
  • 3 Şirkete bağlılık: Duygusal ve rasyonel olarak şirkette olmaktan mutlu, yüksek efor ile uzun zaman kalma isteği
  • 4 Yükselme azmi – Üst seviyelere çıkmak, daha çok sorumluluk almak, şirket stratejilerini, değerlerini yaşatmak için ekstra çaba harcama isteği

Bu özellikleriniz yüksek ise ve de şu anki performansınız da iyiyse sizin de şirketin özel olarak seçtiği Yetenekler listesinde olma şansınız çok yüksek. Ama listeye girmek başarıyı garantilemiyor.

Çalışanların potansiyellerini en çok etkileyen şey ise belirsizlik yönetimi. Potansiyeliniz ne kadar yüksek olursa olsun, belirsizliğin yarattığı stres ve kaosu iyi yönetemezseniz, stresin negatif etkileri zamanla potansiyelinizi köreltiyor, bitiriyor. Dilerseniz stres ve potansiyele de bir sonraki bloğumuzda bakalım.

Siz o sırada listeye bir bakın, potansiyeliniz yüksek mi? Yeteneklisiniz de “Yetenek misiniz?”

Çağatay Güney